Bu ülkede ilginç bir refleks var.

Vatandaşın cebine para girmeden, market rafına zam çoktan giriyor.

Asgari ücret artışı açıklandı.

Ama daha Ocak maaşı yatmadı, Şubat’ta uygulanacak ücret ortada yok…

Buna rağmen üç harfli süper marketlerin raflarında %10–15’lik zamlar çoktan yerini aldı.

Sormak gerekiyor:

Bu acele neyin nesi?

Çalışanına zammı Şubat’ta vereceksin,

ama vatandaşa faturayı bugünden keseceksin.

Bu bir maliyet hesabı değil, bu düpedüz fırsat kollamaktır.

Hep aynı masal anlatılıyor:

“Yeni yılda maliyetler artacak.”

Peki soralım:

Artan maliyet henüz ödenmemişken,

neden artan fiyat hemen ödeniyor?

Vatandaşın cebine girmemiş paraya ipotek koymak,

“nasıl olsa zam geldi” diyerek rafı şişirmek,

enflasyonu düşürmez, ahlakı da ekonomiyi de bozar.

Bir market zam yapıyor,

diğeri ertesi gün hizaya giriyor.

Adı rekabet, sonucu senkron zam.

Etiketler değişiyor ama kazanan hiç değişmiyor.

Olan kime oluyor?

Alışveriş sepetini dolduramayana,

eti, peyniri gramla almaya başlayana,

maaşı daha artmadan eriyip giden vatandaşa.

Bu ülkede artık şu sorunun cevabı lazım:

Asgari ücret gerçekten çalışan için mi artırılıyor,

yoksa market raflarının önceden yaptığı tahsilat için mi?

Çünkü görünen o ki,

maaş daha cebe girmeden,

market çoktan payını almış oluyor.