Son yıllarda artan çevresel tehditler, sadece doğayı değil, yaşam hakkımızı da tehdit eder hale geldi. Bu noktada Aydın’da bir grup duyarlı yurttaşın bir araya gelerek oluşturduğu Aydın Çevre Platformu, doğanın sesi olmaya, toprağın, suyun, havanın hakkını savunmaya devam ediyor.

Platformun en büyük özelliği, siyasi ya da ideolojik çıkarlardan uzak, tamamen yaşamı önceleyen bir duruş sergilemesi. Termik santrallere, JES (jeotermal enerji santralleri) projelerine, tarım arazilerinin talan edilmesine ve ormansızlaştırmaya karşı verdikleri mücadele, Aydın halkı nezdinde büyük bir saygıyı da beraberinde getirdi.

Özellikle son aylarda Germencik ve İncirliova çevresinde artan JES faaliyetlerine karşı düzenledikleri basın açıklamaları, yürüyüşler ve hukuki girişimler, platformun sadece bir tepki hareketi değil, aynı zamanda bir çözüm önerisi platformu olduğunu da gösteriyor. “Biz yalnızca karşı değiliz, doğayı koruyan enerji modelleri öneriyoruz” diyorlar.

Gençlerin katılımını da önemseyen Aydın Çevre Platformu, okullarda çevre farkındalığı atölyeleri düzenleyerek sadece bugünü değil, yarını da inşa etmeye çalışıyor. Bu hareket; bir çığlık değil, bir çağrı:
 “Doğayı savunmak insanı savunmaktır.”

Aydın’ın dört bir yanından yükselen bu doğa çığlığına kulak verelim. Unutmayalım, nefes aldığımız her an; bu topraklara, bu suya, bu emeğe borçluyuz.