Bir yazı…
Bir haber…
Bir gazeteci…
Bir başlık…

Bazen bir cümle, bazen tek bir başlık, günlerce konuşulan bir tartışmanın fitilini ateşleyebiliyor.

Geçtiğimiz hafta yaşanan ve bir gazetecinin kaleme aldığı haberin ardından gelişen süreci büyük bir dikkatle izledim. Yaşananlar, ister istemez biz gazetecilerin yaptığı haberleri ve kullandığımız başlıkları yeniden sorgulamamıza neden oluyor.

Şunu düşünmeden edemiyorum:

Biz yaptığımız haberleri kaleme aldığımız için mi, yoksa attığımız bir başlık nedeniyle mi ceza alıyoruz?

Gazetecilik; sadece güzel cümleler kurmak, haber yazmak ya da bir olayı kamuoyuna aktarmak değildir. Gazetecilik aynı zamanda soru sormaktır. Eleştirmektir. Kamuoyunun merak ettiği noktaları gündeme taşımaktır.

Elbette gazetecinin de sorumlulukları vardır. Gerçeği çarpıtmamak, kişilik haklarına saygı göstermek ve haber ile yorum arasındaki çizgiyi korumak zorundayız.

Ancak bir haberin başlığı üzerinden gazeteciliğin tamamını sorgulamak da başka bir tartışmanın kapısını aralar.

Çünkü başlık, haberin vitrini olabilir; ama gazeteciliğin tamamı değildir.

Bugün bir gazeteci attığı başlık nedeniyle baskı altında hissederse, yarın başka bir gazeteci kalemini kullanırken iki kez düşünmeye başlar.

Sonra ne olur?

Sorulmayan sorular, yazılmayan haberler ve konuşulmayan konular ortaya çıkar.

Benim asıl kaygım da tam olarak burada başlıyor.

Gazetecilik hata yapmaktan muaf bir meslek değildir. Gazeteci de eleştirilebilir, yanlış yaptığı zaman bunun hesabını verebilir. Ancak gazeteciliğin temel görevi olan kamuoyunu bilgilendirme hakkı ile gazetecinin sorumluluğu arasındaki dengeyi korumak gerekir.

Bir başlık tartışılabilir.

Bir haber eleştirilebilir.

Bir gazetecinin kullandığı ifade yanlış bulunabilir.

Ama bütün bunların sonunda sorulması gereken en önemli soru şudur:

Gazeteci sustuğunda, toplum neyi öğrenemeyecek?

İşte bu nedenle geçen hafta yaşananları sadece bir gazetecinin başına gelen bir olay olarak değil, hepimizin mesleği açısından düşünülmesi gereken bir mesele olarak görüyorum.

Çünkü bugün bir gazetecinin başlığı tartışılır, yarın başka bir gazetecinin haberi…

Ve zincir böyle devam eder.

Bir yazı, bir haber, bir gazeteci, bir başlık…

Asıl mesele ise bunların hepsinin ötesinde:

Gazetecinin kalemini özgürce kullanabilmesi.