Sandık sonuçları belli olur, siyasi hesaplar tartışılmaya devam eder!
Siyasette bazen sandıktan çıkan sonuçtan daha önemli olan, o sonucun hangi koşullarda ortaya çıktığıdır.
Örgüt iradesi denildiğinde akla ilk gelmesi gereken şey; üyelerin özgür tercihi, eşit yarış koşulları ve kimsenin baskısı altında kalmadan karar verebilmesidir. Ancak siyasetin doğasında yalnızca sandıkta yarışmak değil, sandık öncesinde kurulan ilişkileri ve yürütülen mücadeleyi sorgulamak da vardır.
Hüseyin Yıldız’ın tercih edilmesi üzerinden şimdi şu sorular sorulmalı: Bu tercih, örgütün bağımsız iradesinin sonucu mu? Yoksa örgütün kararını etkileyen başka siyasi hesaplar mı devreye girdi?
Bir adayın kazanması, onun birilerinin maşası olduğunu kanıtlamaz. Ama hiçbir sonuç da sorgulanamaz değildir.
Eğer ortada bir yönlendirme, baskı veya örgütün iradesini gölgeleyen bir müdahale iddiası varsa bunun somut verilerle ortaya konulması gerekir. Çünkü örgütün iradesini savunmak, yalnızca kendi adayımız kazandığında sandığa saygı duymak değildir.
Asıl sınav, sonuç istediğimiz gibi çıkmadığında başlar.
Örgüt; kişilerin, makamların ve geçici siyasi ittifakların üzerinde durabilmelidir. Üyelerin oyları birilerinin hesabına yazılamaz. Sandıktan çıkan irade, ancak özgür ve adil koşullarda oluştuğunda gerçek anlamını bulur.
Bugün sorulması gereken soru yalnızca kimin kazandığı değil; örgütün kendi kararını kendisinin verip vermediğidir.
Çünkü örgüt kimsenin maşası olmamalı, hiçbir siyasi hesabın aracı hâline getirilmemelidir.
Sandık sonuçları açıklar. Siyasetin perde arkasını ise ancak gerçekler ortaya çıkarır.