ÖNCE ZAM, SONRA ZİYARET!
ESNAFIN SIRTI MI SIVAZLANIYOR?
Öyle bir düzen ki…
Önce karar alıyorsun.
Sonra esnafın kapısını çalıyorsun.
Peki kusura bakmayın ama insan sormaz mı?
Bu neyin ziyareti?
Şehir içi minibüs esnafının hesabını yapmadan, mazotun 100 liraya dayandığı gerçeğini görmeden karar alacaksın…
Ardından da otomobilciler odasına gidip esnafla bir araya geleceksin.
Ne yani? Esnafın sırtını mı sıvazlamaya geldiniz?
Çünkü esnafın ihtiyacı protokol fotoğrafı değil.
Esnafın ihtiyacı, geçinebileceği bir tarife ve sürdürülebilir bir düzen.
Bir minibüsçü sabah kontağı çevirdiğinde sadece yolcu taşımıyor.
Mazotu düşünüyor.
Lastiği düşünüyor.
Bakımı düşünüyor.
Sigortayı düşünüyor.
Vergiyi düşünüyor.
Şoförün parasını düşünüyor.
Ve bütün bunların sonunda evine götüreceği ekmeği düşünüyor.
Siz ise bütün bu hesabın içinden şehir içi minibüs esnafını çıkarıp, sonra kalkıp oda ziyaretine gidiyorsunuz.
İşte buna kimse kusura bakmasın, “esnafın yanında olmak” diyemez.
Esnafın yanında olmak, karar alındıktan sonra kapısını çalmak değildir.
Karar alınmadan önce masaya oturmaktır.
Esnafın yanında olmak, fotoğraf karesinde görünmek değildir.
Esnafın hesabını kararın içine koymaktır.
Bugün şehir içi minibüs esnafının önüne konulması gereken soru çok basit:
“Bu şartlarda nasıl geçineceksin?”
Ve bu sorunun cevabını esnaf vermemeli.
Bu hesabı yapanlar vermeli.
Çünkü 100 liralık mazotla direksiyon sallayan esnafın sırtını sıvazlayarak deposu dolmaz.
Fotoğrafla araç yürümez.
Alkışla mazot alınmaz.
Protokolle ekmek kazanılmaz.
Esnaf çözüm bekliyor.
Ziyaret değil.
Söz değil.
Fotoğraf değil.
Çözüm.
Şimdi soruyoruz:
Şehir içi minibüs esnafının hesabını kim yaptı?
Hangi maliyet hesabına göre bu karar alındı?
Ve en önemlisi:
Esnafın yanında olduğunuzu söylüyorsanız, neden önce karar, sonra ziyaret?