Gazetecinin kalemi sivri olur.
Çünkü gazetecilik, herkesin söylemeye cesaret edemediğini sormaktır. Görülmek istenmeyeni görmek, duyulmak istenmeyeni duyurmak ve kamuoyunun önüne gerçeği koymaktır.
Bir gazetecinin elindeki kalem, sıradan bir kalem değildir. Bazen bir cümleyle yıllardır konuşulmayan bir meseleyi gündeme taşır. Bazen tek bir soru, koca bir tartışmanın kapısını açar. Bazen de yazılan birkaç satır, yetkilileri açıklama yapmaya mecbur bırakır.
İşte bu yüzden gazetecinin kalemi sivridir.
Ama o sivrilik kişilere zarar vermek için değil, gerçeğin üzerindeki perdeyi kaldırmak içindir.
Gazetecinin görevi alkışlamak değildir.
Gazetecinin görevi susturmak da değildir.
Gazetecinin görevi; sormak, araştırmak, doğrulamak ve kamuoyunu bilgilendirmektir.
Elbette güçlü bir kalemin etkilediği yer de derin olur.
Bir haberin arkasında insanların itibarı, kurumların güvenilirliği ve kamuoyunun doğru bilgiye ulaşma hakkı vardır. Bu nedenle kalem ne kadar sivriyse, sorumluluk da o kadar büyüktür.
Gazeteci eleştirir.
Ama eleştirirken belgeye bakar.
İddianın karşı tarafını dinler.
Bilgiyi teyit eder.
Yorumu gerçekle birbirine karıştırmaz.
Çünkü gazetecilik, sadece yüksek sesle konuşmak değildir.
Gazetecilik, yazdığının arkasında durabilecek kadar sağlam bir zemine sahip olmaktır.
Bugün birileri yazılanlardan rahatsız olabilir. Birileri sorulan soruları ağır bulabilir. Birileri haberin kendisinden çok, haberin yarattığı etkiden konuşabilir.
Bunların hepsi mümkündür.
Fakat gazetecinin pusulası, kimin hoşuna gittiği ya da kimin rahatsız olduğu olmamalıdır.
Pusula gerçek olmalıdır.
Çünkü gazeteci kalemini kişisel hesaplaşmalar için değil, kamu yararı için kullanmalıdır.
Bir kalem bazen kapı açar.
Bazen soruşturma başlatılmasına vesile olur.
Bazen bir kurumun açıklama yapmasını sağlar.
Bazen de yıllardır cevapsız kalan bir soruyu yeniden gündeme getirir.
İşte kalemin etkilediği yer tam da burasıdır.
Sivri kalemden korkmamak gerekir.
Asıl korkulması gereken, kimsenin soru sormadığı, kimsenin araştırmadığı, kimsenin yazmadığı bir düzendir.
Çünkü sessiz kalan kalem, yalnızca mürekkebini değil; kamuoyunun bilgi alma hakkını da kaybeder.
Bizim işimiz taraf olmak değil, gerçeğin peşinden gitmektir.
Bugün birine dokunur, yarın başka birine…
Ama ölçümüz kişi değil, konu olmalıdır.
Ve unutulmamalıdır:
Gazetecinin kalemi sivri olur.
Etkilediği yer derin olur.
Ama o kalemin mürekkebi öfkeyle değil, gerçekle akmalıdır.
Çünkü kalem kırılabilir, kâğıt yırtılabilir, haber unutulabilir…
Fakat gerçek, er ya da geç kendi yolunu bulur.