Siyasetçiler eleştirilir.
Hem de sonuna kadar eleştirilir.
Çünkü siyaset, kamu adına sorumluluk üstlenmektir. Attığınız her adım, söylediğiniz her söz, aldığınız her karar kamuoyunun denetimine açıktır.
Son birkaç gündür yaşanan gelişmeleri yakından takip ediyorum. Ortaya çıkan tablo ise bana şu soruyu sorduruyor:
Siyasetçi, gazeteciyle uğraşmak yerine neden kendi görevine odaklanmıyor?
Ortada genç bir siyasetçi var. Elbette genç olmak, eleştiriden muaf olmak anlamına gelmiyor. Hele ki yapılan hatalar varsa, bunların konuşulması kadar doğal bir şey yok.
Diğer tarafta ise Aydın'ın önemli gazetelerinden birinin sahibi ve aynı zamanda gazetecilik görevini yapan bir isim var.
Gazeteci sorar.
Gazeteci araştırır.
Gazeteci eleştirir.
Gazeteci kamuoyunun merak ettiği konuları gündeme getirir.
Bundan rahatsız olmak yerine, siyasetçinin yapması gereken şey gazeteciyle polemiğe girmek değil, sorulan sorulara cevap vermektir.
Çünkü gazeteciyle tartışarak gerçekleri değiştiremezsiniz.
Bir gazetecinin yazdığı yazıyı beğenmeyebilirsiniz. Eleştirisini haksız bulabilirsiniz. Hatta sert biçimde cevap da verebilirsiniz. Ancak günün sonunda kamuoyunun önünde asıl değerlendirilmesi gereken gazetecinin kişiliği değil, ortaya koyduğu iddianın ve eleştirinin doğruluğudur.
Bugün bir siyasetçinin enerjisini gazetecilere cevap yetiştirmeye harcaması bana göre doğru değildir.
Çünkü vatandaş siyasetçiden polemik değil, hizmet bekler.
Siyasetçinin işi gazeteciyi susturmak değildir.
Siyasetçinin işi, gazetecinin sorularına cevap verebilecek bir yönetim anlayışı ortaya koymaktır.
Üstelik unutulmaması gereken çok önemli bir gerçek var:
Doğru tektir.
Bugün ne kadar konuşursanız konuşun, ne kadar karşılıklı açıklama yaparsanız yapın, ne kadar sosyal medya paylaşımı yaparsanız yapın; gerçek eninde sonunda ortaya çıkar.
Eğer yapılan eleştiri haksızsa, bunu belgelerle ortaya koyarsınız.
Eğer söylenenler yanlışsa, doğrularını kamuoyuyla paylaşırsınız.
Eğer bir hata yapılmışsa da çıkıp kabul edersiniz.
Bunun adı zayıflık değil, tam tersine siyasi olgunluktur.
Gazeteciler görevini yapmaya devam edecektir.
Siyasetçiler de kendi görevlerini yapmalıdır.
Çünkü gazeteciyle kavga ederek siyaset yapılmaz.
Siyaset, vatandaşa hesap vererek yapılır.
Bugün belki gündem gazeteci ile siyasetçi arasındaki tartışma gibi görünüyor.
Ama yarın geriye tek bir şey kalacak:
Kim haklıydı?
Ve o sorunun cevabını sosyal medya paylaşımları değil, gerçekler verecek.
O yüzden herkes kendi işini yapsın.
Gazeteci kalemini kullansın.
Siyasetçi görevini yapsın.
Ve bırakalım...
Doğru, zamanı geldiğinde zaten kendisini ortaya çıkarsın.
Alican Kaya
Dokuzuncu Sayfa