Toplumsal cinsiyet ve toplumsal ahlâksızlık

Mehmet Doğan Okçu

03-12-2024 20:33

Keşke sözcükler içerikleri bakımından etki mekanizmasına sahip olabilseler, fakat her şey gibi kelimelerin de içi boşaltılmış bir vaziyette, bir "seremoniye" dönüşmüş, öteye gidemiyorlar. Haberi görüyoruz kanımız donuyor, bir süre sonra akmaya devam ediyor. Kadına şiddete hayır diyen bir kişi, bir sonraki olayın faili olabiliyor. Akıl'ın önemini yitirdiği bu postmodern çağ bize ne ahlak konusunda ne de politika konusunda bir referans çizebiliyor. İlkesizlikler içinde boğulmuş durumdayız. İnsan ilişkilerinden tut; ticaret, siyaset, dostluklar ve aile ilişkileri samimiyetsizlik, yalan üzerine kurulu. Oysa ki söylem bakımından herkes birer ahlak şövalyesi. Eylem ve söylem arasındaki bu çelişkinin üzerine inşa edilmiş bu toplumun bir ferdi, yaptığı ahlaksızlığa son dayanak olarak "oyunun kuralının bu olduğunu" söylüyor. Bilişsel çelişkisini gidermek için, bir nebze de olsa toplumsal ahlaksızlıktan yardım alıyor. Bütün bunların yanına bir de 21.yy'ın varoluşsal sıkıntılarını, heyecan duygusunun yetersizliğini ekleyince, bu adrenalin arayışı insanın düşünsel ve davranışsal dümenini duygularının eline veriyor. Duygularımız ise ambivalans (karşıtların bir aradalığı) bir nitelik taşıyor: yaşamsever (eros) ve ölümsever (thanatos). Bu yüzden bir "aşk" hikayesinin sonu "ölüm" ile sonuçlanabiliyor.

DİĞER YAZILARI Ruh Sağlığı Çıkmazı 01-01-1970 03:00 Müfredat 01-01-1970 03:00 Psiko-Politik 01-01-1970 03:00